← TÜM YAZILAR

20 Haziran 2026 · 1 dk okuma

Bir Yazarın Hesabı

Ben, bu satırları yazarken bir yazarın nezaketiyle değil, bir sanığın mahkeme huzurundaki ciddiyetiyle hareket ettim. Sanık, bizzat kendimdim. İnsan, kendi hayatının en acımasız yargıcıdır; eğer vicdanı, sistemin sunduğu o ucuz konfor alanından biraz olsun sıyrılmışsa. Bu kitap, dış dünyadaki o devasa yanılsamalar tiyatrosuna, maskeli baloların bitmek bilmeyen mesaisine ve cahilliğin bir "lütuf" sayıldığı o vasatlık bataklığına karşı tutulmuş keskin bir aynadır.

Neden Bu Hesaplaşma? Daha önce Mürekkep ve Köz ile şair yanımın isyanını dile getirmiştim. O kitap, içimdeki közün ateşiydi; imgelerle, ritimle ve o kendine has melankoliyle kendi kuyumu kazmıştım. Ancak bu çalışma, şairin o lirik sesinden sıyrılarak yazarın, yani o soğukkanlı stratejistin masaya oturup hesap kapatmasıdır. Şair dünyayı rüyalarla anlamaya çalışır; yazar ise o rüyanın hangi malzemelerden, hangi yalanlardan ve hangi zorunluluklardan kurulduğunu deşifre eder. Bu metinler, duygusal bir sığınak değil, bilakis o sığınakları yıkma projesidir. Kendimi temize çıkarma çabası değil, tüm o kirli ellerimle, tüm o yarım kalmışlıklarımla, tüm o "ait olmadığım" yerlerden devşirdiğim sancılarımla yüzleşmedir.

Bu sayfalar, "yeter" diyebilme cesaretini gösterenlere, kendi sahnesini boşaltıp o sessiz boşlukta kendi sesini duymaya başlayanlara yazılmıştır. Sistemin çarkları arasında bir birey olmanın bedeli; her zaman dışlanmak, her zaman o "tuhaf" bakışlara maruz kalmak ve her zaman kendi karanlığında tek başına yürümektir. Ancak bilinsin ki; bu bir mağduriyet beyanı değil, bir özgürlük ilanıdır.


Bu metnin tamamı Tasfiye'de — Ağustos 2026.

Çıkınca haber ver →

← TÜM YAZILAR