Bana en çok sorulan sorulardan biri bu: "Şiir okumak istiyorum ama nereden başlayacağımı bilmiyorum." Anlıyorum. Şiir, dışarıdan bakınca kapısı kilitli bir ev gibi görünür. İçeride ışık yanar, ses gelir; ama anahtar sende yokmuş gibi hissedersin.
Sana bir sır vereyim: anahtar diye bir şey yok. Kapı zaten açık. Sadece kimse içeri nasıl girileceğini göstermemiş.
İlk kural: anlamak zorunda değilsin. Şiir bir matematik problemi değil; çözülmek için yazılmaz. Bir dize seni durdurduysa — nedenini bilmesen bile — şiir işini yapmıştır. Anlamadığın ama unutamadığın dize, anladığın ve unuttuğun dizeden daha değerlidir.
İkinci kural: baştan başlamak zorunda da değilsin. Kimse romana Dostoyevski'yle başlamanı beklemez; şiire de divan edebiyatıyla başlamak zorunda değilsin. Bugünün diliyle yazan birini bul, oradan geriye doğru yürü.
Peki kimden başlamalı? Herkesin listesi kendine; benimki şöyle: Cemal Süreya ile başla — çünkü şiirin ciddi olmak zorunda olmadığını, zeki ve yaralı aynı anda olabileceğini ondan öğrenirsin. Sonra Turgut Uyar'a geç; kalabalık içindeki yalnızlığın dilini o kurdu. Özdemir Asaf'ın kısa şiirleri, şiire mesafeli birinin cebine en kolay giren şeylerdir. Didem Madak, gündelik hayatın içinden konuşur — mutfaktan, balkondan, kırgınlıktan. Ve Edip Cansever'e mutlaka uğra: "Mendilimde kan sesleri" gibi bir dizeyle tanışmadan şiiri tanıdım deme.
Üçüncü kural: sesli oku. Şiir gözle değil, kulakla anlaşılır. Bir şiiri sevip sevmediğini anlamanın en kısa yolu, onu bir kez de yüksek sesle okumaktır. Ritim tutuyorsa, kelimeler ağzında doğru duruyorsa, o şiir seninle konuşuyordur.
Dördüncü kural: az oku. Evet, yanlış duymadın. Şiir kitabı romanla aynı hızda okunmaz. Bir oturuşta üç şiir, bazen tek şiir yeter. Ertesi gün bir tane daha. Şiir stoklanmaz; demlenir.
Ve son kural: not al. Seni durduran dizeyi bir yere yaz — telefonuna, defterine, duvarına. Zamanla kendi antolojini kurmuş olursun. O antoloji, hangi şairin sana göre olduğunu herkesten iyi söyler.
Şiir, hayatının eksik olduğunu fark ettiğin anda başlar. O an geldiğinde hangi kitabın yanında olduğu önemli değil; önemli olan, bir kitabın yanında olması.
— Berkay